Kaldırım Serçesi Edith Piaf !

Edith Piaf…
Hakkında ne denebilir ki,
Ya da bir çok sonu olmayan cümleler zinciri…
O bohem bir kaldırım serçesi.
Ben Fransızcayı Edith Piaf’la sevdim. Onun sesi, Paris demek. Mükemmel demek. Karakteristik vibratoya sahip sesi, öyle büyüleyici ki herşeyiyle mest edici. “Ben Fransızca öğrenmeliyim!” dedirtiyor insana! Ne dediğini anlamasanız da dinlemekten kesinlikle vazgeedmiyorsunuz. Ben dinlemekten asla bıkmadım. Yani bazen tüm gün oturup dinlediğim oluyor. Şarkılarının da bir çoğu ezberimde! Kısacası hayatımın her döneminde Piaf’a yer var, hem de fazlasıyla! En hareketli şarkısında bile hüznü hissedebildiğiniz dramatik ipeksi bir ses o. Çok övüyorum onu evet, aslında az. Tüm bu sözler, onun için söyleyebilceklerimin sadece birkaçı.  Derinlere inildiğinde büyük bir melodrama, etkileyici bir hayat öyküsüne sahip. Piaf’ın hayatı, La Mome filminde çok güzel işlenmiş. Film, onun muazzam şarkılarından oluşan müzikal bir şölene de sahip tabi… Başrollerini Marion Cotillard’ın oynadığı bu muhteşem La Mome filmini izlerseniz demek istediğim şeyi çok daha iyi anlayacaksınız… Eğer filmi izleyecekseniz mutlaka orjinal dilinde izlemelisiniz gibi bir öneride de bulunmadan geçemeyeceğim.

be09800700

Hayatı hakkında minik bir özet,

Édith Piaf yaşadığı zamanın Fransa’sında en sevilen sanatçılardan biriydi.

Annesi Annetta Giovanna Maillard, yarı İtalyan, yarı Tiflis asıllı bir göçmen ailesinden geliyordu. Babası Louis-Alphonse Gassion (1881–1944) ise sokaklarda gösteri yapan bir cambazdı. Annesi sokakta şarkı söyleyerek yaşamaya çalışmaktaydı, daha sonra babası tarafından bir geneleve kısa süreliğine bakılması için gönderildi.

edith-piaf-3

Küçük yaşta, gözleri mikrop kapmış ve kör olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Bu hastalığını yaşarken, bir genelevde oranın patronu ve kadınlarıyla birlikte yaşıyordu. Aradan aylar geçtikten sonra, tedavi sonucu gözleri düzelmiştir.

 

 

Babası, küçük Édith’i genelevden almıştır ve mesleği olan sokak akrobatlığı insanlara yetmeyince, kızını sokakta insanlara karşı akrobatlık veya numara yapması için zorlamıştır. Bunun üzerine Édith, en iyi bildiği şarkıyı yâni Fransa millî marşı Marseillaise’i söylemiştir.

 

14 yaşındayken babasının yanında sokaklarda şarkı söylemeye başladı. Kısa bir süre sonra da babasından ayrı şekilde kenar mahallelerde şarkı söylemeye başladı. 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğurdu. Marcelle adını verdikleri bu talihsiz kız çocuğu 2 yaşında menenjitten öldü. Gençliğinde, babasının başka bir kadından olan kardeşi Simone ya da Édith’in seslendiği gibi Momone ile birlikte Paris sokaklarında şarkılar söyler ve hayatını kazanmaya çalışır.

 

Kendisini keşfeden Louis Leplée öldürüldükten sonra, derin ve şüpheli sorgulamalara tâbî tutulur. O dönem Piaf için oldukça zorlu geçer, tüm popülaritesi yok olmuş, halkın nefretini kazanmış bir şekilde kabarelerde şarkı söylemiştir. Yeni meşhur olduğu dönemde tanıştığı Raymond Asso’yu araması sonucunda Küçük Piaf’ olarak bilinirken, profesyonel müzik hayatına dönmüş, eğitim almış ve eski ününe Edith Piaf olarak kavuşmuştur.


Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı. Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan ile tanıştı ve ikisi de birbirlerine deli gibi âşık oldular. Hayatında en çok sevdiği erkek orta siklet dünya şampiyonu boksör Marcel Cerdan’dı. Cerdan başkasıyla evliydi, Fransa’da zaten tanınan bir insandı. Marcel Cerdan, Fransa’dadır ve Édith Piaf’la buluşmak üzere Ekim 1949’da Paris’ten New York’a uçarken uçağı düştü. Bu kazadan kurtulan olmadığı bilinmektedir. Piaf’ın hayatı hayatının erkeği olarak tanımladığı Marcel Cerdan öldükten sonra tamamen değişir, ağrı kesici,alkol ve morfine bağımlı hale gelir. Sonrasında yağmurlu bir günde geçirdiği trafik kazası sebebiyle hayatı boyunca omuriliği iyileşememiş, yarı kambur bir şekilde yürümek zorunda kalmıştır.

 

Fransız rivierasındaki Plascassier’de 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden ölür. Eşi Theo Sarapo’nun aynı gece cenazesini gizlice Paris’e getirdiği, böylece hayranlarının “Édith Piaf’ın kendi evinde öldüğünü” düşüneceğini umduğu söylenir. 11 Ekim günü Édith Piaf’ın öldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) çok sevgili dostu Jean Cocteau da hayata veda etti. Cocteau’nun Piaf’ın acısına dayanamadığı için kalp krizi geçirdiği söylenir.

 

Katolik kilisesi Paris Başpiskoposu –sürdüğü hayat nedeniyle- Édith Piaf’ın cenaze törenini yapmayı reddetti. Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı. Mezarlıktaki törende hazır bulunanların sayısı ise 100.000’i geçti.

 

Ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Édith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona ereli beri bütün Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay yoktur.” dedi.

Ölümden korkmamaktadır yalnızlıktan korktuğu kadar ve son röportajında şöyle der:

«

– Bir kadına öğüt verecek olsaydınız, bu ne olurdu?

– Sev.

– Bir genç kıza?

– Sev.

– Peki bir çocuğa?

– Sev.

»