Yaşayan En Önemli Rock Efsanesi BOB DYLAN !

Nam-ı diğer Robert Allen Zimmerman! Sahne adıyla Bob Dylan. 

Kendisi bir halk şarkıcısıdır. İçinde yaşadığı ülkenin sosyal ve kültürel yapısına şarkılarında fazlasıyla rastalamaktayız. Rock müziğin dibine kadar inip incelemek gerekir Dylan’ı anlatabilmek için. Rock 1960’larda doğan bir türdür. Şöyle çok çok eskilere dönüp bakacak olursak Cecil Sharp, ABD’de 3000 civarlarında halk şarkısı derlemiştir. 20.yy İngiliz müziğine bu şekilde bir öncülük etmiştir. Aynı dönem ABD’de de blues hakimdi. Blues u rock müziğinin kökeni sayabiliriz. Amerikalı afro amerikanların spirituallerinden doğmuştur. Sonrasında hapishane müzikleri ile de birleşerek blues u doğurmuştur. Bu tür, daha sonra saykodelik – rock’n roll ve rock dönüşümünü gerçekleştirmiştir. Muddy Waters’ın bunda büyük payı vardır. Bob Dylan ‘da bu noktada devreye girmektedir. Bir nevi rock’n rollun taşıyıcılığını yapmıştır diyebiliriz. 

Bir Dylan harikası “One More Cup of Coffee” 


  

Kendisi hala hayatta olan belli başlı hatrı sayılır rock efsanelerindendir. Gökalp Baykal’ın “Bir Şarkı Irmagı Bob Dylan” adlı kitabı Dylan’ı en iyi tanımlayan arşivdir. Okumanızı öneriyoruz.

Bob-Dylan-marshallmatlock.com_

Ayrıca komik ve bir o kadar da gerçekçi bir öneride bulunmak istiyorum. Bazılarımız çılgınlar gibi Bob Dylan hayranıyızdır. Onun sevenleri ile bağı çok farklıdır. Albümlerini derlemeye çalışacaksanız tamamlamaya kalkmayın çünkü fazlaca arşive sahiptir. Hiçbir zaman ben tüm albümlerini, arşivlerini edindim diyemezsiniz. Şahsen ben de çok sevmeme rağmen bootleg albümlerini bile bir şekilde uğraşıp didinip edindim, fakat hala yarım…

 

Gelelim biyografisine ve müzikal geçmişine,

bob-dylan-19_3089866_big

24 Mayıs 1941 tarihinde  ABD’nin Minnesota eyaletinin Buluth şehrinde bulunan St. Mary’s Hospital’de Abram Zimmerman ile Beatrice “Beatty” Stone’nın oğlu olarak dünyaya geldi. Aynı eyaletin Hibbing şehrinde büyüdü. Büyükbabası Zigman Zimmerman ve babaannesi Anna Zimmerman Trabzon (Osmanlı Devleti)‘dan Odessa (Rusya İmparatorluğu)‘ya göç etmiş ve 1905 yılında yaşanmış antisemitik pogromından sonra ABD‘e göç ettiler. Annebabası Benjamin Edelstein ve anneannesi Lybba Edelstein Litvanyalı Yahudi olup 1902 yılında ABD’ye göç ettiler. Dylan 2004 yılında Chronicles: Volume One adlı anılarında babaannesinin ailesinin Kağızmanlı olduğu, evlenmeden önceki adının “Kirghiz” (Kırgız) olduğu, onun ebeveyni de aynı bölgeden gelen ayakkabı ustası ve sepici olduğu ve onun sülalesinin aslen İstanbul’dan geldiğini, ilk gençliğinde söylediği Ritchie Vales’in In a Turkish Town (Bir Türk Kasabasında) şarkısının, herkesin dilindeki La Bamba’nın tersine kendisiyle daha uyuşur göründüğünü yazdı.

 

Sonradan “Huzurevine oranla daha fazla kişinin öldüğü yer” olarak tanımlayacağı üniversiteden atıldığında, henüz 18 yaşında bir gençti.Yirmisinde ise dağınık ve kirli saçları, eski püskü giysileri, omzunda gitarı ile New York’ta, “Beatnik”lerin arasında bulunmuştur. Ona göre New York “Henüz çok fazla insanın gitmediği, gidenin de geri dönmediği” bir yer ve oraya gitmek, “Aya gitmek gibi bir şey”dir.

 bob-dylan-5_378596_big

“The Freewheelin’ Bob Dylan” 1963’te piyasaya çıktığında, Dylan, en iyi olma yoluna çıkmıştır. Albümün kapağında New York sokaklarında sevgilisi Suze Rotolo ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır. “Blowin’ In The Wind”, herkesin diline düşmüştür.

 

Her seferinde farklı bir şeylerden bahseden Dylan; savaşların anlamsızlığından, Tanrı’dan, adaletsizlikten, seksten, aşktan, sevgiden bahsetmiştir. Her seferinde değişik kesimlerin tepkisini çekmiştir. Bir şeyler söylüyordu; fakat bir başka sefer aynı şeyleri tekrarlamıyordu. Çoğu kişiye göre o, sadece içinden geleni yapıyordu. Belki de, kitleler onu görmek istedikleri gibi görüyordu. Folk müziği seçmesinin nedeni de zaten, gitarı ve armonikasından başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayacak olmasıydı.

bob-dylan-3c

İngiltere turnesi Joan Baez’le ilişkilerinin de sonu olur. Forest Hill Konseri’ne kendisini davet ederek New York’tan Amerika’ya açılmasına yardımcı olan Joan Baez’i, İngiltere turnesinde sahneye davet etmemiştir.

1973’teki “Pat Garrett and Billy The Kid” albümüne kadar bir süre sessiz kalır. Bu yıl, “Knockin’ on Heaven’s Door” ile Bob Dylan olduğunu bir kez daha hatırlattığı yıldır. Üç yıl sonra gelen Desire albümündeki “One More Cup Of Coffee” ise bir başka klasik olacaktır.